Turuncu Dergisi İle Ropörtajımız

Zafer Akbayır, 1970 Kızılcahamam doğumlu. Grafik tasarımcı,
matbacı ve kaligraf. Estergon Kalesinde küçük sevimli bir
atölyesi var. Aynı zamanda KEÇMEK’te kaligrafi hocası. Akbayır’la
kaligrafi üzerine konuştuk…
Kaligrafiyle nasıl tanıştınız?
Emin Barın’ın Doğuş Matbaasını ziyaretiyle kaligrafi yolculuğuma
başlamış oldum. Emin BARIN’ın çalışmalarını incelemeye ve
araştırmaya başladım. 1990’lı yıllarda kaligrafi serüveni hayatımda
iz bırakmaya başladı. Daha sonraki yıllarda da bu sanatla ilgili
elime geçen kitapları, kaynakları ve harflerin estetiğini inceledim.
Ondan sonraki süreçte de Avrupa’dan kitapları ve malzemeleri
getirttirmeye başladım. Birebir olarak bir kaligraftan öğrenme
şansım olmadı, kendi başıma kitapları okuyup sürekli yazarak
ilerlemeye çalıştım ve grafik tasarımcı olduğum içinde olaya farklı
bir açıdan bakma şansına sahiptim.
Kaligrafi toplumda süslü yazı olarak biliniyor ve insanların
aklına ilk olarak tabaklardaki süslü yazılar geliyor. Bu
sanat hangi alanlarda kullanılıyor?
Benim en hassas olduğum konuya değindiniz. Kaligrafi süslü
yazmak değil güzel yazma sanatıdır. Bilimsel yönünün, akademik
bilgisinin ve kurallarının öğrenilmeden kalem alıp yazılması benim
açımdan oldukça rahatsız edici bir durum. Elbette ki tabaklara,
kağıtlara ya da benzeri eşyaların üzerine yazılabilir, rahatsız olduğum
nokta kaligrafinin ne olduğunu bilmeden kalemin ele alınması.
Sanatımızda, imza tasarımı, logo tasarımı, soy ağacı tasarımı,
davetiye üstü yazımı ve içinin tasarımı. Türkiye de son 7-8 senedir
kaligarfi için güzel gelişmeler olduğunu söyleyebilirim.
Yeni yeni kurslar açıldı ve akademik anlamda anlatılmaya
başlandı. Bu ve benzeri sanatların toplumda yaygınlaşması iç
dünyasına, kültürüne yatırım yapan nesillerin geleceği kucaklaması
anlamına gelir. Sanatsal faaliyetlerle bağ kuran insanların
farkındalıkları ve duyarlılıkları da yaptıkları uğraşla birlikte şekil
alır. Bir kaligrafın seçtiği yazının anlamı aynı zaman da o ülkedeki
milli ve manevi kimliğin kökleşmesinde de etkendir. Bu sanattaki
bir avantaj da dünya kültürüne de açılan bir kapıdır. Kalemimiz
an gelir Besmeleyi, Hz. Mevlana’dan bir sözü yazar ve an olur
Goethe’den Shakespeare den Victor Hugo’dan sözler hayat bulur.
Güzelliğin kapısı her yerde vardır. Ve kaligrafi bu kapılardan hoş
sadalar bırakır kalemin diliyle.
Sosyal Devletin ve Belediyelerin de bu konudaki farkındalıklarının
artması ve eylemsel karşılığını bulması sevinçli ve gurur
verici bir tablodur.
Bir tabloya başlarken nelere dikkat ediyorsunuz?
Dikkat edilecek birçok nokta var. Önemli olan her zaman için
çıkacak olan eserin anlamlı olması. Yazacağım sözleri seçerken
de bu anlamda özen gösteriyorum. Bir sözü tasarlarken kalemi
elinize aldığınızda önemli olan hem göze hem de ruha hitap edecek
bir bütünlük yakalamak. Her tablo benim için yeni bir heyecan
demektir.
Bir tablo da Kaligrafiyi tek de kullanıyorum başka sanatlarla
birlikte de kullanıyorum en çok kullandığım sanat dalı ise batı
tezhipleri.
Kaligrafi zafer Akbayır’ın hayatına ve kişiliğine nasıl
yansıdı?
Pozitif manada birçok açıdan şekillendirdi diyebilirim. İnsanın
estetik yönünü ortaya çıkaran ve günlük yaşamdaki olumsuzluklardan
arındıran büyülü bir dünyası vardır. Elinize kalemi aldığınız
da bir daha bırakmamak üzere yazarsınız. Her yazdığınız harf
ruhunuzla canlılık kazanmış olur. Bu zaman zaman tabi ki sizi
yorabilir ancak her şeye rağmen kaligrafiyi hiç bir şekilde bırakmaz
sabırla devam ederek güzel çalışmalara imza atarsınız.
Yazı sanatıyla uğraş; hem ruhsal hem bedensel disiplini
beraberinde getirir. Sabrı, güzelliği, düzenli ve teknik çalışmanın
hiyerarşik bir toplamıdır. Bu disiplinle kaliteli ve erdemli nesillerin
çoğalmasını temenni ediyor, Turuncu Dergisi’ne sanatımıza
karşı gösterdiği duyarlılıktan ve ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.
Okuyucularınız kaligrafi serüvenime (www.ankarakaligrafi.com /
www.zaferakbayir.com ) sitemden takip edebilirler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir